Ortaya Karışık

12 Bin İhlas Hatmi Nasıl Başlanır: İhlas Suresi Fazileti

Sizlere 12 Bin İhlas Hatmi’nin başlangıcı ve 12000 İhlas okumanın faziletleri hakkında bilgi sunuyoruz. İhlas Suresi’nin fazileti, mutluluğun anahtarıdır ve bu önemli konunun detaylarına ışık tutuyoruz.

12 bin İhlas hatmi nasıl başlatılır sorusu, birçok kişi tarafından Ramazan ayının yaklaşmasıyla merak edilen konular arasında yer almaktadır. İslam’ın Mekke döneminde indirilen 4 ayetlik İhlas suresi, özellikle bu süreçte önemli bir rol oynamıştır. Peygamber Efendimiz (SAV), İhlas suresi ile ilgili birçok soruya maruz kalmış ve bu surenin zikredilmesinin faziletine dair pek çok hadis ile bu önemi vurgulamıştır.

12000 İhlas Okumanın Fazileti (12 bin ihlas hatmi duası)

12000 kez İhlas Suresi okumanın fazileti hakkında bilgi edinmeden önce, bu ayetin anlamını anlamak faydalı olacaktır. İhlas kelimesi, dini görevleri samimiyetle yerine getirmek ve içten bağlılık anlamına gelir. İniş sırası yirmi iki olan İhlas Suresi, mushaftaki sıralamada on ikinci sıradadır. Din alimleri, İhlas suresini 12000 kez okumanın birçok faziletini dile getirmişlerdir.

İhlas suresini bir gün içinde 20 kez okuyan kişi, şehit sevabı kazanırken, 30 kez okuyan kişi Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (SAV) komşu olur. 50 kez okuyan kişi, 50 yıllık günahını affettirir. 100 kez okuyana, 100 yıl boyunca ibadet etmiş gibi sevap yazılır. 200 kez okuyan kişi, 100 köleyi özgür bırakmış gibi kabul edilir. 400 kez okuyan kişi, 133 hatip indirmiş kadar sevap kazanır. Bir gün bile aksatmadan 1000 kez okuyan kişi cehennemden kurtulur. Her gün ömrünün sonuna kadar 12.000 kez okuyan kişi, Allah’ın onu bağışlamasını sağlar ve mezarda bedeninin çürümesine izin vermez.

Nuzül

Mushaftaki sıralamada yüz on ikinci, iniş sırasına göre yirmi ikinci sûre olan İhlas Suresi, Necm Suresi’nden sonra ve Mekke’de inmiştir. Bazı rivayetlere göre, Medine’de indiğine dair ifadeler de bulunmaktadır. Mekke’de indiği savunanlar, Mekkeli müşriklerin Hz. Peygamber’e gelerek “Bize Rabbinin soyunu anlat” dediklerini ve bu olay üzerine İhlas Suresi’nin indiğini belirten rivayetlere referans gösterirler (Müsned, V, 133-134). Medine’de indiğini ileri sürenler ise, yahudiler ve hıristiyanların Hz. Peygamber’e yönlendirdiği Allah hakkındaki sorulara bir cevap olarak Cebrâil’in Hz. Peygamber’e gelip “Kul hüvellahü ehad” sûresini okuduğunu ifade eden rivayetlere dayanmaktadırlar (Taberî, XXX, 221-222; Râzî, XXXII, 175). Ancak, sûrenin üslubu ve içeriği Mekke döneminde indiği izlenimini uyandırmaktadır.

Konusu

Sûrede Allah Teâlâ’nın bazı sıfatları veciz bir şekilde ifade edilip tevhit inancının önemine dikkat çekilmiştir.

Fazileti

Hz. Peygamber, İhlas Suresi’nin önemi ve fazileti hakkında şöyle buyurmuştur: “Varlığım elinde olan Allah’a yemin ederim ki bu sûre, Kur’an’ın üçte birine denktir” (Buhârî, “Tevhîd”, 1). Ayrıca, Hz. Peygamber, bu sûreyi her namazda okuyan bir sahâbîye yönelik olarak, “Onu sevmen seni cennete götürür” müjdesini vermiştir (Tirmizî, “Fezâilü’l-Kur’ân”, 11, “Tefsîr”, 93; diğer hadisler için bk. İbn Kesîr, VIII, 539-546).

Tefsiri

İhlâs Suresi, İslam’ın temel ilkesi olan tevhid (Allah’ın birliği) ilkesini özlü bir şekilde ifade ettiği ve Allah’ı tanıttığı için, Hz. Peygamber’in hadislerinde bu surenin Kur’an’ın üçte birine denk olduğu ifade edilmiştir (Buhârî, “Tevhîd”, 1). Söz konusu sure, Allah’ın nesebini soran müşriklerin sorularına verilen cevap üzerine odaklanmıştır.

İlk ayette geçen “hüve” zamiri, konunun akışı ve Allah’ın soyunu soran müşriklerle ilgili cevap bağlamında açıkça Allah’a ait olduğunu gösterir. Allah’ın ismi, ezelî, ebedî, zarurî ve her şeyi yaratan, mâliki ve mukadderatının hâkimi, her şeyi bilen ve her şeye kadir olan Yüce Mevlâ’nın öz (has) ismidir (Bakara 2/255).

Tefsirciler, İhlâs Suresi’nde özellikle Allah’ın birliğini ifade eden “ahad” terimi ve var oluş bakımından kimseye muhtaç olmadığını belirten “samed” terimi üzerinde durmuşlardır. “Ahad” kelimesi, “birlik” anlamına gelen vahd veya vahdet kökünden türetilmiş bir isimdir ve Allah’a nisbet edildiğinde O’nun birliğini, tekliğini ve eşsizliğini ifade eder. Aynı şekilde, “samed” terimi de Allah’a nisbet edilerek O’nun herhangi bir varlığa muhtaç olmadığını ve her şeyin O’na muhtaç olduğunu ifade eder. İlgili ayetler, bu birliği vurgular.

Bu nedenle, “ahad” sıfatının Allah’tan başkasına nisbet edilemeyeceği düşünülmüştür. “Vâhid” kelimesi ise Allah’ın sıfatı olup, türdeşi olmayan, zâtında ve sıfatlarında eşi benzeri olmayan tek varlık anlamına gelir. İslam düşünce geleneğinde, “ahad” ile “vâhid” arasında bazı farklar belirtilmiş ve bu sıfatlar Allah’ın zâtı ve sıfatları bakımından birliği ifade etmektedir. Ahad ile vâhid, her ikisi de “ezeliyet ve ebediyet” mânalarını içerir, ancak bazı alimler ahadı “ezeliyet”, vâhidi ise “ebediyet” mânasına tahsis etmiştir. Bu sıfatlar, hadislerde de geçmektedir (Buhârî, “Tefsîr”, 112; İbn Mâce, “Duâ”, 10; Nesâî, “Cenâiz”, 117; Müsned, IV, 103).

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir